AK Parti şımardı mı?

AK Parti şımardı mı?

İnsanı öne çıkaran ve insan yaşamını her şeyin üzerinde tutma iddiasıyla yola çıkan AK Parti, tevazu ilkesini, en temel ilkelerinden biri yapmıştı. Büyüklenme, kibir gibi keyfiyetler kesin reddedilmişti. Toplumun rahatsızlık duyduğu bir olaydan kendisi de rahatsızlık duyardı. Ama artık duymuyor. Dahası toplumun bu konudaki tavrını da umursamıyor.

TBMM Başkanı ve Eski Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösteriliyor. Tartışılan konu “Binali Yıldırım istifa etsin mi, etmesin mi?” AK Partinin geldiği noktaya bakar mısınız? AK Partinin ikinci adamı, sırtındaki Meclis Başkanlığı hırkasını çıkarmak istemiyor. Niçin böyle davranıyor olabilir sorusunun birkaç cevabı var… 1) Bu sıfatla kendini daha güçlü hissediyor olabilir!.. 2) İstifa etmeyerek AK Parti içinde bazı dengelere meydan okuyor olabilir. 3) İstanbul’da gittiği her yerde TBMM Başkanı sıfatıyla bulunmak isteyebilir. Sebepleri ne olursa olsun bu tavırdır. AK Parti tavrı değil. Bu tavır, “Güç bende. Teamülleri tanımam!” demektir. AK Partinin kuruluş felsefesine aykırı bir tavır. Bu tavırda tevazu yok. Bu tavırda halk yok. Bu tavırda parti çıkarları yok. Bu tavır oy kazandırmaz, oy kaybettirir.

***

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Binali Bey’in durumunu yorumluyor.  Gücün yaktığı ateşi  körüklüyor.  Bu durumu yorumlarken 1 ay kadar önce “Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra istifa eder” diyordu, şimdi işi ilerletti!.. “İster istifa eder, ister etmez” diyor. Haydaaa… Halkın huzuruna İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak çıkan bir isim, seçildikten sonra TBMM Başkanı kalacak!.. Ne demektir bu? “İstifa edip etmeyeceğine seçildikten sonra karar verir!..” demek ne demektir? Bu ne biçim yaklaşımdır? Bu nasıl bir umursamazlıktır? İstanbullu bu tavrı nasıl algılayacaktır?

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyoruz. Trabzon’dan sesimizi duyar mı bilmiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı… AK Partiyi halktan, hakikatten ve tevazudan koparan bu tavırlara izin vermeyiniz. Bu tür tavırlardan yalnız İstanbul’daki AK Partililer değil, tüm Türkiye’deki partililer de rahatsız. Korkarız ki bu rahatsızlık sandığa da yansıyacaktır. Hiç olmazsa bu konuda el altından bir anket yaptırınız. Ankette vatandaşın rahatsızlığını göreceksiniz.

Eskiden şımarıklık başkasının, tevazu muhafazakar kitlelerindi. Şimdi şımarıklık muhafazakarların bizim, tevazu başkalarının oldu. Sade duruşuyla Trabzonlu Ekrem İmamoğlu, devasa güç TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a karşı!.. AK Parti markası ve doğal olarak Tayyip Erdoğan ismi olmasa Binali Bey seçimi çoktan kaybetmişti. Biz Trabzon’dan bakınca yine de sorunlu görüyoruz. “Özellikle TBMM Başkanlığı sıfatıyla sahaya çıkmamalı, rakibiyle eşit şartlarda yarışmalı. AK Parti felsefesi bunu gerektirir.” Millet güç sahibini değil, sade olanı destekleyecektir. Büyük bir şımarıklık içindeyiz.

İkinci bir noktayı değerlendirmek istiyoruz. Cumhur İttifakı eyvallah… Lakin iş ittifakın ötesine geçti. AK Parti artık Devlet Bey’in çıkışlarına teslim hâle geldi. En azından böyle okunuyor. Bunu anlamak mümkün değil. Evet… AK Partinin MHP’nin oyuna bugün ihtiyacı var. Lakin Devlet Bey’in aklıyla yönetiliyor algısı oluştu. Devlet Bey’in siyasî öngörüleri o kadar başarılı idiyse MHP bugün hangi noktadadır? Sanki parti Devlet Bey rüzgârıyla bir yerlere sürükleniyor. Ulusaldaki gazeteciler bunu yazamayabilirler. Onların beklentileri var. Ama biz yazacağız. Nefeslerimizle erittiğimiz dağının oluşturduğu bataklık maalesef  Anadolu’dan böyle görünüyor. “AK Partiyi sanki MHP kurtarıyor” izlenimi veriliyor. Şayet böyle devam ederse bir dahaki seçimde MHP’nin desteği de yetmeyebilir.

İstanbul Türkiye’dir. Türkiye İstanbul’a bakar ve duruş sergiler. İstanbul’da hep tevazu kazandı. Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul’a müdahale ediniz. AK Partinin şımardığı izlenimlerini lütfen izale ediniz. En iyisi siz bilirsiniz ki millet gücün şımarttığını sevmez.